of 33

AHİ EVRAN VE MEVLANA CELALETTİN MÜCADELESİ

45 views
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.
Share
Description
2014 yılında academia.edu'da yayınlanmış olan bu makale düzeltilmiş ve tashih edilmiş şekliyle yeniden 2017 yılında yayınlanmıştır
Tags
Transcript
  1 AHİ EVRAN VE MEVLANA CELALETTİN MÜCADELESİ Yazan:   Fahrettin Öztoprak ÖNSÖZ  Ahi Evran ve Mevlana Celalettin aynı dönemde, Selçuklu Anadolusunda yaşamışlardır. Biri Kayseri’de, diğeri Konya’da. Hatta Şemsi Tebrizi Mevlana’dan önce Ahi Evran’la tanışmıştır. Ancak Şems’in bir sözüne bakılır ise Ahi Evran ona pek yüz vermemişe benziyor. İkisi de Horasanlı. Ahi Evran Ahmet Yesevi Tekkesi’ne mensup iken Mevlana’nın babası bu tekkeye mensup değil. Biri Türkçeyi ön planda tutarken, Moğollara destek vermezken, Mevlana Celalettin Farsça konuşup, Farsça yazıyor. Moğollara da destek veriyordu. Ahi Evran Türkmendir. Ama Mevlana Türkmen değil. Mevlana’nın anası Türk ama, babası Türk değil, sanırım Farisi.  Ahi Evran Babai ayaklan masının liderlerinden. Hatta o ve hanımı Kadıncık Ana bu yüzden hapsedilmişler. Ahi Evran Anadolu’da Ahiliğin kurucusu. Ahi teşkilatlarının şeyhi. Ahi Evran’ın diğer Babai liderlerinden Hacı Bektaş’la da yakınlığı var. 1- MEVLANA VE ÇEVRESİNDE GELİŞEN OL  AYLAR a) Bahattin Veled Mevlana, yalnız doğuda değil, batı da en çok ilgi uyandıran bir kişilik sahibi. Her iki kesim de onu bir şair, bir mütefekkir, bir mutasavvıf olarak nitelemekte. Mesnevi adlı eseri asırlardır Mevlevi dergahlarında okutulan ve okunan baş yapıt bir eser. Mevlana hakkında yazılmış, kitap olarak bunlar yayınlanmış. Onun tanınmasında en büyük etken Ahmet Eflaki. Yabancılar da Mevlana hakkında eserler kaleme almışlar. Ancak hepsi bu. Amatör yazarlar da bu hususa el atmış ama, orada kalınmış. Oysa gerçek Mevlana’nın ne olduğu üzerinde pek durulmadığından,  2 ancak sempozyumlar, kongreler hep bilinen konuları ele almakta. Bu da Mevlana’nın övülmesi ve yüceltilmesinden başka bir şey değil. Mevlana’nın fikir ve düşüncesi babası Bahattin Veled’e   dayanır. Onun devrinde Horasan’da, bilhassa Belh’de büyük tartışmalar başlamıştı. “  Akılcılar  ” ve “ Sezgiciler  ” olarak adlandırılan gruplar neredeyse birbirine girecektiler. Fahrettin Razi akılcıları, Bahattin Veled de sezgicileri temsil etmekteydi. Bu Tuğr  ul Bey devrinde Ebu Nasır el - Kunduri’yle İmam Kuşeyri ve onu destekleyen Cüveyni arasındaki tartışmalardan kaynaklanmıştı. Akılcılardan el - Kunduri tutuklanıp öldürülmüş, sezgicilerden olan Kuşeyri ve Cüveyni Selçuklu sultanının nazarında itibar kazanmıştı.   Cüveyni’nin talebesi Gazali sezgiciliğin akılcılığa muzafferiyetini ilan eden “ Tehafütü’l  -Felasife ” adlı kitabını yazdı. 1   Bahattin Veled Gazali’nin hayranıydı. Onun kitaplarıyla büyümüştü. Bu nedenle akılcılığı savunan Fahrettin Razi’ye karşı çıktı. Muhammet Harzemşah’ın, Fahrettin Razi’yi, yani akılcıları tutması ile Bahattin Veled, Belh’i terk ederek, Anadolu’ya geldi. Mevlana da babası gibi akılcılıktan çok sezgiciliğe önem verdi. 2    Ahi Evran, Horasan’dan, Fahrettin Razi’nin talebelerinden biriydi. Fah rettin Razi’nin diğer talebesiyse Konya’ya yerleşen Şerefettin Herevi’dir. Bahattin Veled ve oğlu Mevlana Celalettin bu büyük a’limin düşmanıydılar. Aralarında Horasan’dan gelen bir anlaşmazlık vardı. O nedenle bu baba ve oğul, Fahrettin Razi’nin talebelerine de düşman oldular, Fahrettin Razi’yi kim severse, çizgisinden giderlerse onu düşman bellediler. Ancak Mevlana’nın oğlu Alaattin Çelebi, öyle değildi. Ahi Evran’nın ve Ahilerin yanında yer almıştı 3   1   Dr. Mikail Bayram; Sosyal ve Siyasi Boyutlarıyla Ahi Evren - Mevlana Mücadelesi, Konya 2006, s. 197 -199. 2  M. Bayram; a.g.e., s. 199- 200. Fahrettin Razi, Rey şehrinde 1149 yılında dünyaya gelmişti. Herat’a yerleşti. Har  zemlilerin şeyhülislamlığına kadar yükseldi. Muhammet Harzemşah ona itibar göstermekte ve desteklemekteydi. Fahrettin Razi’nin “Tefsir  - i Kebir” adlı Kur’an tefsiri vardır. Bahattin Veled ile anlaşamamış, yeri geldikçe de tartışmışlardır. Bu nedenle Bahatti n Veled, Horasan’dan ayrılmasını ona bağlar. Fahrettin Razi’nin “Esasü’l - Takdis” ve “Mefatihü’l - Gayb” adlı eserleri de vardır. (Şemsi Tebrizi; (Çev: Mehmet Nuri Gençosman), Makalat, İstanbul 2007, s. 466 - 467.) Bu Türk alimi Fahrettin Razi, tefsirinde, Kürtleri Yecüc - Mecüc olarak belirtmiştir. Bunlar dünyadaki laf anlamayan tek kavimdir, biri bir yere gitse yüzlercesi, binlercesi peşinden gelir, demiştir. Fahrettin Razi bu görüşünde haklıydı. Aradan yüzyıllar geçmiş, 2000 yılının ilk çeyreğindeyiz. Kürtler günümüzde de laf anlamaz tavırlarını sürdürmektedirler. Yecüc Mecüc gibi, 25 yıl önce bir milyon nüfusları bile yokken, şimdi onların 30 milyonluk nüfuslarından bahsediliyor. Kehf’ten sonra Enbiya suresinde ne deniyor: “Seddi açılıp da her tepeden saldırdıkları”nı görünce vaad ettiğimiz yaklaşır, onlar “Vah, biz bundan gaflet”teydik, doğrusu kendimize zulmetmişiz diyeceklerdir. 3  M. Bayram; a.g.e., s. 199.  3 Fahrettin Razi ile Bahattin Veled arasında, bir ilim meclisinde tartışma geçmişti. Bu tartışmanın mahiyeti hakkında pek bilgi verilmez. Çünkü bu tartışmanın ne olduğunu bilmek için Fahrettin Mübarekşah’ı tanımak lazım. Fah rettin Mübarekşah’ın 1130 - 1206 yılları arasında yaşadığı söylenir. Genellikle Hindistan’da bulunmuştur. Onun Lahor’da vefat ettiği söylenir. Onun 1205 yılında yazılmış olan Şecere - i Ensab adlı kitabının önsözünde “Türkçenin Arapçadan sonra en üstün dil olduğu” yazılıdır. 4   Fahrettin Mübarekşah eserini Lahor Sultanı Kutbettin Aybek’e sunarken söz konusu ifadelere yer vermiştir. Onun yaşadığı bu yıllar “Arapçanın yerine Farsça’nın etkin olarak kullanılmaya başlandığı dönemdir”. Hatta Şecere - i Ensab da Farsça olarak yazılmıştır. 5   Fahrettin Mübarekşah’ın 1206 yılında Lahor’da öldüğü söylenir. Ancak sanırım o, 1206 yılında şehri terketmiş, Muhammet Harzemşah’ın yanına, Belh’e gelmiş, onun da bulunduğu ilmi meclis toplantısına iştirak etmiştir. Bu toplantıda Türkçe mi üstündür, Farsça mı üstündür tartışması yapılmış, Fahrettin Mübarekşah Türkçenin Farsçaya üstünlüğünü savunmuş, Bahattin Veled buna itiraz etmiş, o Farsçanın Türkçeye üstünlüğünü savunmuş, bu ilmi meclisi yöneten Fahrettin Razi Fahrettin Mübarekşah’ın   haklı olduğunu kabul etmiş, böylece Muhammet Harzemşah’ın huzurunda Türkçenin Farsçaya üstünlüğü teyid edilmiş, Bahattin Veled bunu itiraz etmiş, hatta o Fahrettin Mübarekşah’ı ve Fahrettin Razi’yi kafirlikle itham etmiştir. Bahattin Veled’in Belh’ten ayrılma tarihi 1208’tir. Hatta bir yerde 1207 olarak belirtilir. Bu yıllarda Mevlana’nın 5/6 yaşında bulunduğu söylenir. Bahattin Veled’in Belh’te ayrılması 1209 yılında vefat ettiği söylenen Fahrettin Razi’nin bu vefatından öncedir. 6   Şimdi kaldığımız yere dönelim: Şems - i Tebrizi’nin öldürülmesi bir cinayet işi değildi. Onu öldürten şahıs Emiri Dat Nasrettin, adından belli olduğu gibi, Anadolu Selçuklularının Adliye nazırıydı. Bu görevi yerine getirmeyi de Alaattin Çelebi üstlenmişti 7  Mikail Bayram, bunu A. 4   Hakan Cucunel, Türk Dil Devriminin Ulus Devlet Olma Sürecine Katkısı, TC. Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Ensititüsü Türkçenin Eğitimi ve Öğretimi Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2004, s. 53 5  H. Cucunel, a.g.e., s. 55 6   Sultanu’l -Ulema Bahaeddin Veled (Ö. 628/1231), Medar (Mevlana Düşüncesi Araştırma Derneği), http://www.medar.org.tr/bahaeddin_veled.html 7 M. Bayram; a.g.e., s. 154.  4 Gölpınarlı’ya anlatır. O şaşırır. Demek öyle, der. Düşünür ve “ Yahu, sen beni hayzettin” der. Sonra da ilave eder:   “Mevlana Celalettin kitabımı yazdım. Bir defa  para kazandım. Birileri onu elli kılığa soktular, elli defa para kazandılar”   7 b) Şems -i Tebrizi Şems - i Tebrizi, Celalettin Rumi'yi Mevlana yapan şahıstır. O olmasa idi Mevlana adlı birini kimse tanımayacak, Mesnevî adlı kitabını kimse eline alıp da okumayacaktı. Babaîler hadisesinden 3 - 4 yıl sonra Şems -i Tebrizi, Celalettin'le karşılaşır. Aralarında bir muhabbet başlar. Mevlana Celalettin her an onunla beraberdir. Mevlana Celalettin Rumi’ye neyin ne olduğunu açıklayan Şems - i Tebrizi bir gün Konya'yı terk eder. Bir buçuk yıl sonra onun Şam'da bulunduğu haberi gelir. Mevlan a, oğlu Bahattin Veled’i onu getirtmek için gönderir. Daha sonra Şems, yine terk eder. Bir daha da görünmez.  8 Onun için öldürüldü de denir. Şems’in adına ilk olarak 1230 yılında Hacılar Suyolu Vakfiyesi’nde rastlamaktayız. Burada Şems - i Tebrizi adı ile imzası vardır. Kitabında Evhadettin Kirmani’den de bahsetmektedir. Şems, Yesevi erenleri gibi Horasan’dan gelmiştir.  Ahmet Eflaki, ona Kamil- i Tebrizi de demektedir. Evhadettin Kirmani’yle Kayseri Battal Mescidi’nde görüştükten sonra, şehre gelerek onun al eyhinde bulunan Kamil- i Tebrizi, her halde bu Şems - i Tebrizi olmalıdır. Şems’in 1234 yılında Şam’da bulunurken arkadaşlık kurduğu Cemalettin Savi, Kalenderiye Tarikatı’ndan olduğu gibi, bu tarikatın Cavlakiye kolunu da kuran şeyhtir. Şems, Mevlana ile Konya’da 1243 yılında temasa geçmişti. Ancak o, 1247 yılında Konya’da bir suikast sonucu hayatını kaybetmiştir. 9    A. Eflaki bu olayın baş sorumlusu olarak Vezir Nasrettin’i göstermektedir. A. Gölpınarlı gibi araştırmacılar söz konusu vezirin kimliğini bilmediklerinden konunun üzerinde pek durmamışlardır. Ancak Şems’in öldürülmesinde Alaattin Çelebi’nin rolü kabul 7  M. Bayram; a.g.e., s. 157. 8   Şems -i Tebrizi; a.g.e., s. 16-22. 9  M. Bayram; a.g.e., s. 128-129.  5 edilmektedir. Vezir Nasrettin’in Ahi Teşkilatı’nın kurucusu Ahi Evran Nasrettin Mahmut olduğunu tespit etmemizle konu nispeten aydınlanmıştır. 10   c) Kimya Hatun 6 0 yaşlarında bulunan Şems - i Tebrizi Konya’ya geldiğinde Mevlana 15 yaşında bulunan cariyesi Kimya Hatun’u onunla nikahlamıştı. Oysa Kimya Hatun’un Şems’te gönlü yoktu, Alaattin Çelebi’yi seviyordu. Şems ve Kimya Hatun, Mevlana’nın ders verdiği   medresenin bir hücresindeydiler. Alaattin Çelebi, babasını görmek için geldiğinde bu hücrenin önünden geçmek zorundaydı. Bir gün Şems,  Alaattin Çelebi’nin önünü kesmiş, bir daha burada görünmemesini ona söylemişti. Kimya Hatun, Şems’ten sıkılıyordu. Arada   sırada hücreden ayrılıp bir yerlere gidiyor, Mevlana ve yakınları onu alıp hücreye getiriyorlardı. Birinde bir gün Kimya Hatun yine evden ayrıldı, uzun süre dönmedi. Mevlana ve yakınları yine onu bulup getirdiler. A. Eflaki’ye göre, o gün bu kadına bir şeyler olmuş, boynundan rahatsızlanmıştı. Boynunu bile döndüremiyor, şiddetli bir ağrı çekiyordu. Üç gün sonra vefat etti. Acaba Şems, onu döverek mi öldürmüştü. Şems 16 Aralık 1246’da birden kayboldu.   Çekip gitmesi akla gelen bu ihtimali kuvvetlendirmektedi r. Ancak çok geçmedi Şems yine Konya’ya geldi ve bir yıl sonra onun cesedi bulundu. A. Eflaki’ye göre onu Alaattin Çelebi öldürmüş, babası Mevlana da oğluyla arasındaki irtibatı kesmişti. Ancak A. Eflaki eserinin bir yerinde Şems’in Emir  -i Dad, yani Adliye nazırı olan Emir Nasrettin’in adamları tarafından öldürüldüğü belirtilmektedir. 11    A. Eflaki, kitabında öyle şeyler söylemektedir ki, bunlardan ikisi Mevlana ile ilgilidir. Bizim terbiyemiz böyle şeyleri kaldırmaz ama, konunun anlaşılması ve netliğe kavuşması için az da olsa bazı bilgiler vermek zorundayız. Mevlana bir gün hücrenin kapısını aralar ve içeri girer. O anda Şems ile Kimya Hatun sevişmektedir, kapıyı kapar ve çıkar. Sonra bunu Şems’e sorar. O, gördüğün  Allah’tı der. Devam eder: Ben Allah’ın sevgili kuluyum. Allah ta o gün Kimya Hatun suretinde bana geldi, seviştik. Şems’in bu sözleri Mecusi inancından kaynaklanan Hululiye akidesinden gelmektedir. 10  M. Bayram; a.g.e., s. 133 11  M. Bayram; a.g.e., s. 147-149
Related Search
Advertisements
Related Docs
View more...
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks