of 17

OFFERINGS SACRIFICED TO THE GODS IN ANCIENT MESOPOTAMIA (ESKİ MEZOPOTAMYA'DA TANRILARA SUNULAN KURBANLAR)

7 views
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.
Share
Description
OFFERINGS SACRIFICED TO THE GODS IN ANCIENT MESOPOTAMIA (ESKİ MEZOPOTAMYA'DA TANRILARA SUNULAN KURBANLAR)
Tags
Transcript
  Tarih Okulu Dergisi (TOD) Journal of History School (JOHS)  Mart 2014 March 2014 Yıl 7, Sayı XV   II, ss. 1-17. Year 7, Issue XVII, pp. 1-17. DOI No: http://dx.doi.org/10.14225/Joh415 ESKİ MEZOPOTAMYA’DA TANRILARA SUNULAN KURBANLAR    Suzan AKKUŞ MUTLU    Özet   Paleolitik çağdan bu yana insanoğlu, tanrılara hoş görünmek, başlarına gelecek kötülükleri engellemek, tanrılar tarafından cezalandırılmamak için ve tanrıların insanların bir dileğini yerine getirmelerini sağlamak amacıyla tanrılara kurbanlar sunmuşlardır. Ayrıca semavi olmayan dinlerde insanlar çeşitli nedenlerle korktukları  bazı şeylere (şimşek, gök gürültüsü, ay tutulması gibi) bu hislerini dile getirmek, tanrılara verdikleri nimetlerden dolayı şükretmek, öfkeli tanrıları yatıştırmak için de kurbanlar sunmuşlardır. Kendilerine has bir tanrılar sistemi oluşturan Eskiçağ toplumları, tanrıların da insanlar gibi beslenme ihtiyacı olduğunu düşünerek günlük olarak tanrılara yiyecekler sunmuşlardır. Bu nedenle bazı araştırmacılar kurbanın tanrıların beslenme ihtiyacını karşılamak amaçlı olarak ortaya çıktığını ileri sürmektedirler. Düzenli olarak tanrılara sunulan kurbanlar tapınak görevlileri tarafından kayıt altına alınmışlardır   Kurb an sunumu tarih öncesi dönemlerden itibaren başlayıp günümüze kadar devam etmektedir. Eski Mezopotamya’da ibadetin önemli bir bölümünü oluşturan kurban, kanlı ve kansız olmak üzere iki farklı gruba ayrılmaktadır. Kanlı kurbanlar hayvan ve insan kesimi şeklinde gerçekleştirilirken, kansız kurbanlar çeşitli yiyecek ve içecek maddelerinin adak olarak sunulmasıyla yapılmaktadır.   Anahtar Kelimeler :  Kurban, Tanrı, Tapınak, Tören, Mezopotamya . Offerings Sacrificed To The Gods In Ancient Mesopotamia Abstract Since, the Paleolithic age, the mankind have sacrificed offerings to their Gods for looking good before them, preventing malice which may happen, not being punished by them and ensuring their wishes are carried through by their Gods. Furthermore, in non-celestial religions, people sacrificed offerings for uttering their feelings of fear to    Dr., Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Fen - Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü.    Suzan Akkuş Mutlu  [2] anything (such as thunder, lightning, lunar eclipse and etc.) due to various reasons, offering thanks for blessings of their gods and settling furious gods. The societies of the Prehistoric period who established a specific system of Gods, offered them food on daily basis by considering that the Gods needed to eat just like humans. Therefore, some researchers suggest that offerings came out for satisfying the nutrition needs of gods. The offerings regularly sacrificed for the gods were recorded by the temple clerks. The offerings have begun in the prehistoric ages and continued up to now. The offerings which established an important part of divine services in the Ancient Mesopotamia are divided into two different groups as the bloody and bloodless offerings. The bloody offerings are performed as sacrificing an animal or a human being, the bloodless offerings are performed by presenting various food and beverages as votives. Key Words : Offering, God, Temple, Ceremony, Mesopotamia .   GİRİŞ   Mezopotamya’da ilk kez Sumerler tarafından inşa edilen tapınaklar daha sonra bölgeye gelen Sami kavimleri tarafından da yapılmıştır. Tapınaklarda dini eylemleri yerine getirmekten sorumlu personeller mevcuttu. Tanrılar için bir tapınak inşa edileceği   zaman bir arındırma töreni düzenlenirdi. Tanrılara kurbanlar 1   sunulur ve daha sonra tapınağın temeli atılırdı. Tapınağın tamamlanmasından sonra da aynı şekilde bir arındırma töreni düzenlenir, tanrılara kurban sunularak açılış gerçekleştirilirdi. Törene katılanlara da bol miktarda yiyecek ve içecek ikramı yapılırdı (  Linssen, 2004, s. 13; Sallaberger, 2007,s. 269). Tanrıları insanlar gibi düşünen Mezopotamyalılar, tanrılara günlük kurban sunulması gerektiğine inanıyordu. Bu insanlar için zorunlu bir görevd i. Tapınaklarda belirli bir düzene göre törenler düzenleyerek yemek sunulmasından din adamları sınıfı sorumluydu. Aslında sunulan bu yemekleri tanrı heykelleri yemiyordu. İnsanlar tapınaklara tanrının rızasını kazanmak için kurbanlar sunuyordu. Verilen bu kurbanlar tapınak personeli tarafından tüketiliyordu. Bu inanç Müslümanlarda da görülür. İslam inancına göre Allah yemez, içmez. Beslenmeye ihtiyacı yoktur. Ancak Müslümanlar da Allah’ın 1   Kurban kelimesinin Akadca karşılığı “ qerē  bu ” (qarābu) dur. “Yakın olmak” asli karşılığındaki kelime hayvan keserek Allah’a daha yakın olmayı ifade eder. Ayrıca Babilce telaffuzu ile qerbu , Asurca telaffuzu ile qurbu   “yakın” anlamındadır ve bugün kullandığımız kelimenin kökenidir (Ayrıntılı bilgi   için bkz: CAD Q: 228 vd., CAD Q: 214 vd.).    Eski M ezopotamya’da Tanrılara Sunulan Kurbanlar   [3] rızasını kazanmak için çeşitli yiyecek ve içecekler dağıtırlar (  Sallaberger, 2007,s. 269). Öteki dünya inancı Sumerlerin dini anlayışında çok önemli bir yer tutmuştur. Burada bulunanların hepsinin durumu aynı değildi. Bazıları burada hoşnut bir yaşam sürerken, bazıları ise ölmeden önce kötü bir insan oldukları için çöplüklerde toza toprağa bulanmış vaziyette idi. Bir de yaşayan yakınlarının onların ruhlarına her ay adaklar sunması gerekiyordu. Böylece çöplüklerde kırıntı toplamaktan kurtulmuş oluyorlardı 2 . Bugün tek Allah inancına sahip toplumlarda da ahiret yani bir başka ifade ile ölümden sonra hayatın olduğu inancı devam etmektedir. Ölmeden önce nasıl  bir hayat sürdüyse ölümden sonraki hayatında Cennet ya da Cehennem’e gidileceğine inanılmaktadır. Yaşayan yakınların ölmüş kişiler için sadaka vermek amaçlı bir hayvan kesip   etini yoksul insanlara dağıtması veya onun hayrına bir şeyler vermesi, bunlar sayesinde o kişinin mezarında rahat edeceği inancı Müslüman toplumlarda da devam etmektedir. Buna ek olarak Müslümanlar ölmüş yakınlarının rahat edebilmeleri için kutsal kitaplarını okuyarak onların ruhlarına armağan ederler.   İnsanoğlu, tanrılara hoş görünmek, başlarına gelecek kötülükleri engellemek, tanrılar tarafından cezalandırılmamak ve tanrıların insanların bir dileğini yerine getirmelerini sağlamak gibi çeşitli amaçlarla tanrılara kurbanlar sunmuşlardır. Kurban insanoğlunun ilahi dünyaya bir hediyesidir. Eski Mezopotamya toplumları tanrılara kanlı ve kansız olmak üzere iki farklı şekilde kurban sunarlardı. Kansız kurbanlar çeşitli yiyecek, içecek ve bitkilerden oluşurken, kanlı kurbanlar insanlardan ve hayvanlardan oluşmaktaydı. İnsan kurbanında genellikle köleler gibi alt statüdeki bireylerdi (Schwartz, 2012, ss. 3 - 5) . Kurban edilecek hayvanın sağlıklı ve lekesiz olması gerekiyordu. Sunulan yiyeceklerin de taze olmasına di kkat ediliyordu. Doğaüstü varlıklara sunulan kurbanların dışında farklı amaçlarla da hayvanlar kurban edilmiştir. Bu durumun bir örneği Suriye - Mezopotamya’da 2   Sumerler etraflarındaki dağlık alanlarda daimi olarak kendilerini tehdit eden düşmanları olduğu için “yabancı memleket” anlamına gelen Kur    kelimesini öbür dünya için de kullanmışlardır. Kur  , yeryüzüyle asla kıyaslanamayacak kadar kötü bir yerdi. Burada en önemli kralların ve iyi insanların bile rahat etmeyeceğine inanılır, hatta tanrılar bile kendilerinden birinin Kur  ’da  bulunmasını istemezlerdi. Kur    yeryüzü ile en eski deniz arasındaki boşluktur ve buraya ölüle rin gölgesi gider. Ölülerin buraya gidebilmesi için bir kayıkçının sandalıyla geçtiklerine inanırlardı (Bottero, 2003,s. 311; Kramer, 2002a, s. 180).  Suzan Akkuş Mutlu  [4] M.Ö. II. bin yılın başlarında yapılan bir uygulamadır. Eski Yakındoğu’da  siyasi anlaşmaların sonucunda hayvanlar kurban edilirdi. Arpad’lı Mati - ilu ile Asur’lu Aššur  - nerari arasında yapılan M.Ö. VIII. yüzyıldaki bir anlaşmada açık bir şekilde kurban edilen hayvanların kaderinin anlaşmayı bozan insanların kaderinin sembolü olduğu ifade edilmektedir (Schwartz, 2012, s. 6).  1.   KANSIZ KURBANLAR Sumerler, din adamlarına özel olan uygulama ve törenlerin haricindeki  bütün ritüellere katılabilirdi. Fakat yapılan törenin önemine göre bu katılım oranı da değ i şmekteydi. Kutsal evlilik töreninde 3   olduğu gibi, Yeni Ay Bayramı’nın ilk günündeki kurban törenine ve on be ş indeki Dolunay Töreni’ne katılım fazla olurdu. Böyle önemli törenlerde, diğerlerine nazaran kurban sayısı arttırılırdı   (Törenler için bkz: Akkuş, 2012; Schmökel, 1976, s. 372) . Krallar kurbanlar ile özel olarak ilgilenirlerdi. Kurbanlar tanrının gelirine göre de değişirdi. Yani çok tanrılı bir inanca sahip olan Mezopotamya toplumları bu tanrılarını derecelendirdikleri için her tanrıya aynı miktarda kurban sunulmuyordu. Büyük tanrılar için sunulan kurbanlar daha fazlaydı. Lagaš kralı Lugalušumgal ve daha sonra krallık yapan Gudea’nın (M.Ö. 2144 -2124) da yılbaşı bayramlarında şehir adına tapınaklara kurbanların sayısını tespit ettirmeleri bu durumun izahı açısından önemlidir    (Ökse, 2006, s. 52).  Arkeoloji k açıdan büyük öneme sahip olan Uruk Vazosu ’nda tanrılara sunulan 3   Yeni yıl törenlerinde Kurban bayramının ortaya çıkışı Nuh tufanı ile bağlantılıdır. Ubar Tutun’un oğlu Dede âlemi tufandan kurtaran tanrılara kurban sunarak şükretmiştir. Bu dönemden itibaren tanrılara kurban verme âdeti daha sonraki dönemlerde yaşayan toplumlarda da görülmektedir. Bugün bile şark halklarının kutsal bayramı olarak kutlanmaya devam edilmekted ir (Elibeyzade, 1996, ss. 151, 152). Çin kaynaklarından Hun Türklerinin 21 Martta  bahar şenlikleri yaptıklarını öğrenmekteyiz. Bu kutlamalar Hunlar’dan sonra Uygur ve Göktürklerde de görülmektedir. Kaynaklardaki bilgilerden, Eski Türklerde mevsimlik âyinle rin, hem dinî hem de resmî bir özelliğe sahip olduğu anlaşılmaktadır. Kaynaklar bu âyinlerin nasıl yapıldığı konusunda ayrıntı vermese de kurban sunmayı törenlerin en belirgin özelliği olarak her zaman zikretmektedir. Tüm toplumlarda olduğu gibi eski Türk boylarında da belirli koşul, yer ve zamanlarda doğaüstü güçlere kanlı ve kansız olmak üzere kurbanlar sunulmuştur. Deve, koyun, keçi cinsinden hayvanlar kesen Türkler için kurbanların en önemlisi at idi ve kurban sunulmadan törenlere başlanmazdı. Kansız kurbanlar ise, kımız, bulgur, süt, yağ, rakı, şarap vb. çeşitli yiyecek ve içecek maddelerinin belirli bir yere bırakılması veya saçılması ile gerçekleştirilirdi. Bu tür uygulamalar günümüzde de düğün âdetleri içerisinde, gelinin oğlan evine geldiği sırada başı üzerinden atılan bozuk para, leblebi, üzüm gibi nesnelerin saçılması şeklinde devam etmektedir. Kurbanların temelinde tanrıların gazabından kurtulmak ve lütfunu kazanmak yatmaktadır. Bununla birlikte kaza ve belalardan kurtulmak, bir dileğin gerçekleşm esi ve ölüler için de kurban sunulmaktadır (Bekki, 2004, ss. 12, 13; Unat, 2004, s. 22)    Eski M ezopotamya’da Tanrılara Sunulan Kurbanlar   [5] adaklar tasvir edilmi ştir. Bu tip eserlerde görülen betimlemeler Sumer dininde adak ve sunumların ne kadar büyük bir değ ere sahip oldu ğunu göstermektedir.   Sumerlerin yaptığı gibi Sami kavimleri de tanrılara verdikleri nimetlerden dolayı şükretmek, öfkeli tanrıları yatıştırmak veya bir dileğinin gerçekleşmesini sağlamak amacıyla düzenledikleri törenler sırasında tanrılara kurbanlar sunarlardı. Ancak kurban en az anlaşılan ve bütün dini eylemlerden daha çok tartışılan bir konudur (Bekki, 1996, s. 25) . Babil’de haftanın yedinci günü uğursuz olarak kabul edilirdi. Babilliler bu günün uğursuzluğundan kurtulmak için tanrılara adaklar sunarlardı (Armutak, 2004, s. 4). Mezopotamya toplumları tanrılara   günlük ayinler düzenleniyordu. Bu törenlerde tanrı heykeli yeniden giydirilip süslenerek ona yemek sunuluyordu. Tüm bu işlemler tapınakta bulunan görevliler tarafından gerçekleştiriliyordu (Salvini, 2006, ss.100, 101). Kurban takdimi özel bir törenle yapılırdı. Kansız olarak düzenlenen kurban törenlerinde ilahlara yiyecek ve içecek sunularak güzel kokular yayan otlar ve ağaçlar yakılırdı. Bira, şarap, süt, ekmek, hurma gibi yiyecekler de tanrılar için düzenlenen günlük kurban ritüellerinde kullanılır ve ta  pınak sakinleri arasında paylaşılırdı (Bottero, 2003, ss. 238  –251, Ökse, 2006, s. 52. Tansuğ ve İnanlı, 1960, s. 563).   Tabletlerden kutsanmak için tanrılara bir takım sıvılar saçıldığını öğrenmekteyiz. Uruk kralı Lugalzagezi kitabesinde Nippur’un ulu tanrısı Enlil’e saf su ile ekmek sunulduğunu kaydetmektedir. Lagaş kralı Gudea’da, Ba - Ga’da tanrılar için bir sofra kurulduğundan bahsetmiştir. Kitabede, bütün Lagaş tanrılarının bu sofra etrafında toplandıkları belirtilmektedir. Tanrılara sunulan kurbanlar o tanrının gelirine göre değişirdi. Tanrı An’a sunulan içecekler sekiz çeşitti. Bu içecekler on sekiz altın kapla takdim edilirdi. Sabahları da bir mermer kap içinde süt ve günlük otuz ekmek veriliyordu. Bu ekmeklerin dörtte biri buğday, dörtte üçü de arpadan yapılıyordu. Tanrıça İnanna’ya on iki kap, tanrıça Nina’ya da on kap şarap veriliyordu(Günaltay, 1945, s. 143). Tanrı heykeli müzik eşliğinde törenle beslenirdi. Tanrı kendisine sunulan yiyecekleri yerken, insanların hatta rahiplerin gözlerinden saklanı r, heykel ve masasının çevresi keten perdelerle gizlenirdi. Yemek bitince perdeler açılır, ancak tanrının elini yıkaması için yeniden kapatılırdı. Uruk’tan bir Selefki metni tanrılara sunulan kansız kurbanlardan beş yüz kilogram ekmek, üç deve kuşu yumurta sı, hurma, incir, kuru üzüm ve elli dört kap bira ve şarap sayılmaktadır (Oates, 2004, s. 185).
Related Search
Advertisements
Related Docs
View more...
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks