of 22

David Hume'un Siyasal Ekonomisi ve İnsan Doğası

9 views
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.
Share
Description
Öz Hume başta din, ahlak ve siyaset olmak üzere; doğa, bilim, tarih, felsefe, metafizik, epistemoloji/mantık, iktisat, sosyoloji, psikoloji, etik ve estetik vb. alanlarda eserler üretmiş bir filozoftur. Hume'un entelektüel ilgisine giren
Transcript
  Çankırı Karatekin Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 7(1): 947-968 Cankiri Karatekin University Journal of Institute of Social Sciences, 7(1): 947-968  947 David Hume’un Siyasal Ekonomisi ve İnsan Doğası   Ahmet DAĞ 1   Geliş Tarihi  12.10.2015 Kabul Tarihi 23.02.2016 Öz   Hume  başta din, ahlak ve siyaset olmak üzere; doğa, bilim, tarih, felsefe, metafizik, epistemoloji/mantık, iktisat, sosyoloji, psikoloji, etik ve estetik vb. alanlarda eserler üretmiş bir filozoftur. Hume’un entelektüel ilgisine giren konuların zenginliğine rağmen, Türkiye’de yapılan çalışmaların çoğunlukla din ve epistemoloji alanında yoğunlaşıldığı görülür. Son dönemlerde kısmen de olsa ahlak felsefesi üzerine çalışmalar yapılmaktadır. Filozofun siyaset ve iktisat çalışmaları üzerinde yeterince durulmamış ve ilgi gösterilmemiştir. Oysa ticaret yüzyılında İngiltere’de yaşamış ve A. Smith’le münasebet içerisinde bulunmuş bir filozofun iktisat üzerine düşünce geliştirmemesi düşünülemezdi. Bu makalede ilk modern iktisatçı diyebileceğimiz Hume’un ahlak ve siyasetle ilişkili olan siyasî iktisat anlayışı; insan zihninin çalışmasıyla, insan doğası ve tutkularıyla ilişkili olarak ele alınmıştır. Siyasal ekonomisi eserleri bağlamında ele alınmış ve ahlak felsefesinin merkezi ve siyasî iktisat anlayışının en önemli kavramları olan fayda - değer, çıkar, tutumlar ve söz verme kavramlarıyla siyasal iktisat anlayışı ortaya konmaya çalışılmıştır. Hume’un, antroposantrik (insan merkezli) ahlak anlayışı inşa ederek günümüzün seküler, akılcı, dünyevi, immoral ve kapitalist maddeci  b ir dünyanın oluşmasına katkısının bulunduğu tespitinde bulunulmuştur.  Anahtar Kelimeler: Hume, İktisat, Siyasal İktisat, İnsan Doğası, Tutku.   1 Kırklareli Üniversitesi, Fen - Edebiyat Fakültesi, Felsefe Bölümü , Kırıkkale - TÜRKİYE  E-posta: adag29@yahoo.com  A. DAĞ   Çankırı Karatekin Üniversitesi SBE Dergisi 7(1): 947-968 948 David Hume’s Political Economy and Human Nature   Ahmet DAĞ   Received 12.10.2015   Accepted 23.02.2016   Abstract Hume is a philosopher who did research on especially the areas of religion, morals and politics besides the nature, science, history, philosophy, metaphysics, epistemology/logic, economics, sociology, psychology, ethics and aesthetics and so on. Despite the wide range of his study areas, when looking at the studies on Hume in general, it can be seen that the studies in our country are mostly on religion and epistemology, and partly on morals. The philosopher’s studies on politics and economics have n't been laid enough stress on and haven't received real interest. However, it can’t have  been thought that a philosopher living in England in the century of trade and having a relationship with A. Smith didn’t improve notions on economics. In this article , Hume’s understanding of political economics related with morals and politics, who can be called the first modern economist, is dealt with in relation to study of human understanding, his nature and desires. His  political economics is discussed in the context of his works and his understanding of political economics is tried to be presented by means of the concepts of benefit-value, interest, attitutes and promise. It has been determined that he contributed to form today’s profane, rationalistic, secular, immoral and capitalist mechanical world by establishing anthropocentric moral sentiment. Keywords: Hume, Economics, Political Economy, Human Nature, Passion.  A. DAĞ   Çankırı Karatekin Üniversitesi SBE Dergisi 7(1): 947-968 949 Giriş   Bu çalışmada sosyal bilimlerin birçok alanında düşünce geliştiren bir sosyal  bilimci olarak görülebilecek D. Hume’un siyasal ekonomisi ve insan doğası anlayışı birbiriyle bağlantılı olarak ele alınmıştır. Çalışmanın ilk başlığı olan “Bir Sosyal Bilimci Olarak Hume’un Siyasal Ekonomisi” başlığında iktisat ve siyasal ekonomi kavramlarının tanımı ve birbirleriyle ilişkisi ele alındıktan sonra siyasal ekonomisinin siyaset felsefesi, ahlak felsefesi, din ve insan doğasıyla bağıntısına ve Hume’un modern ekonomide ki konumuna değinilmiştir. Çalışmanın, ikinci başlığı olan “Eserleri Bağlamında Hume’un Siyasal Ekonomi ve İnsan Doğası Anlayışı” başlığında Hume’un eserlerinden hareketle siyasal ekonomi ve insan doğası münasebetine ve ticaret, kamu borcu ve ticaret kavra mlarına değinilmiştir. “İnsan Doğası Perspektifinde Siyasal Ekonomi” başlığında bireysel ve toplumsallığı anlamayı sağlayan kamusal ve kişisel çıkar kavramları üzerinden akıl, tutku (hırs, lüks vb.) ve tutumlara değinilerek insanı psiko -fizyolojik bir varl ık gören Hume’un insan doğası anlayışı siyasal ekonomi çerçevesinde anlaşılmaya çalışılmıştır. Ayrıca, ekonomi ile toplumsal arasında kurduğu ilişkiye değinilmiştir.   Sosyal Bilimci Olarak Hume’un Siyasal Ekonomisi   İktisat, ahlak ve siyasal ekonomi kavramları farklı olsa da bu kavramlar  birbirleriyle ilişkili olan kavramlardır. Tek başına iktisat kavramı; üretim, dağıtım, tüketim, ticaret, değişim ve bölüşüm, para, ticaret vb. meseleleri rakamlarla ifade ederken, siyasal ekonomi (politicaleconomy) ise ekonomiyi sosyal, kültürel ve siyasal açılardan ifade eden sosyal bilimin parçası olan bir kavramdır. İnsanlar tarafından yapılan etkinlik ve refah bilimi (whealth of science) olarak isimlendirilen siyasal ekonomi, insanın istek ve haz arzularını destekler. Üretimin, dağıtımın, değiş - tokuş sisteminin entelektüel tanımlaması olan siyasal ekonomi; toplumsal alışkanlık, pratik ekonomi ve onun nasıl idare edileceği hakkında bilgidir. Ev işleri ve ailenin idaresinde köken bulmuş olan bu kavram Modern İktisat Sözlüğünd e/Dictionary of Modern Economics- 1948 “iktisadi hadiselerin teori ve pratiği” olarak tanımlanmıştır (Mosco, 2009: 23). Toplumsal hayatta kalma ve kontrol çalışması olan siyasal ekonominin dört köşe taşı vardır. Bunlar; toplumsal değişim ve tarih, toplumsal bütünlük, ahlak felsefesi ve ahlakȋ tecrübedir. Geleneksel olarak toplumsal değişimi ve tarihsel dönüşümü anlamaya öncelik veren siyasal ekonomi köklerini ve derinliğini 18.yüzyıl İskoç Aydınlanma Felsefesinde bulur (Mosco, 2009: 26). Ahlak felsefesi, toplumsal pratiklere tahsis edilen kavram ve sosyal değerlere göndermede bulunarak siyasal ekonomiye yaklaşım sağlar.  Nitekim siyasal ekonomi, yakın yüzyılda ahlak felsefesi bağlamında ortaya  A. DAĞ   Çankırı Karatekin Üniversitesi SBE Dergisi 7(1): 947-968 950 çıkmıştır. Bu tikel formun yani siyasal ekonominin amacı ekonomik ve siyasal perspektiflerin ahlaki konumunu açıklamaktır (Mosco, 2009: 33).   “Siyasal Ekonomi” kavramına önem veren 18. yüzyıl İskoç Aydınlanma filozoflarından biri olan Hume için ilk modern iktisatçı ve güçlü bir ekonomist denilebilir. Onun iktisat açıklaması tarihin dinamikleri ve daha geniş beşeri koşulun değerlendirmesiyle A. Smith’in açıklamalarından daha yaygın ve makbuldür. Hume, tutkular teorisiyle bir psikolojist olarak insan doğasının ilkeleri ile söz verme/sözleşme arasında bağıntı kurar. 1970’lere   kadar ağırlıklı olarak Hume’un epistemoloji ve teoloji kısmen de olsa ahlak ve tarih görüşleri üzerinde durulmuştur. İhmal edilmiş olan siyaset ve iktisat görüşleri üzerine çalışmalar ise yoğun olarak 1970’lerden sonra yapılmıştır.  Nitekim Rostow’a göre, altı klasik iktisatçıdan (D. Hume, A. Smith, T. R. Malthus, D. Ricardo, J. S. Mill, K. Marx) biri olarak görülen Hume, daha çok bir filozof, psikolojist ve tarihçi olarak çalışılmış ve bu nedenle onun iktisatçı yönü gölgelenmiştir (Rostow, 1990: 18 -19). Hu me, para akışı ve serbest ticaret anlayışıyla modern iktisat teorilerinin gelişmesinde ilk öncülerden biridir (Dow, 2009: 2).   18. yüzyıl filozofları barbarlığın ahlaken karşıtı olan medeni toplum üzerinde odaklanmışlardır. Bu yüzyılda ticaret uygarlığın dönüşüm motoru olarak görülmüştür. Bu tezler ticari cumhuriyetçilik (commercialrepublicanism) olarak değerlendirilmiştir (Boyd, 2008: 65). Bu  bağlamda döneminin içtimai, iktisadi ve siyasi akımlarını yansıtan ticaret ile sosyal ve siyasal felsefe arasında bağlantı vardır (Boyd, 2008: 82 -83).20. yüzyılda merkantilizm, fizyokrasi ve siyasal ekonomi arasındaki belirsiz alanı işgal eden ekonomi tarihinde küçük bir figür olarak görünen Hume’un ekonomisi siyaset biliminin merkezidir (Wennerlind ve Schabas, 2008: 1). İktisadi süreci doğanın bir parçası olarak görmesi onun iktisat anlayışının çağdaş doğal felsefeyle ilişkili olduğunu gösterir (Schabas,2005: 78).   Siyasî iktisat, genel ve tarihsel olan açıklama ve kurumlara kayarken, siyaset felsefesi ise bireysel ve özel olandan hareketle açıkladığı ve desteklediği kurumlara kaymıştır. Siyasî iktisat anlayışıyla alakalı olan Hume’un siyaset felsefesi, ticari modernleşme sürecinin açıklamasıdır. Çünkü hem siyaset hem iktisat anlayışı, insan zihninin işlevselliğiyle, insan doğası ve tutkularıyla yakından ilişkilidir. Hume’un ekonomi politiğe yaklaşımı felsefî çalışmalarına paralel olduğu için amacı ideolojik partizanlığı dağıtmak,  bunun yerine siyasal ve ekonomik inançları, vatandaşların davranışlarındaki değişimlerin etkisini değerlendirmektir. Siyasete yönelik sakin, temkinli ve çatışmayı azaltan felsefî bir tutumun, ekonomi politiğin gelişmesine yardımcı olacağına inanan filozof, klasik cumhuriyetçiliğin sonunu işaret eder (Monk, 2005: 187).  A. DAĞ   Çankırı Karatekin Üniversitesi SBE Dergisi 7(1): 947-968 951 Hükümetin ana işlevini toplumun istikrarı ve huzurunu özellikle iktisadî eylemler çerçevesinde korumak olarak gören ve A. Smith’den farklı olarak ticarî bir sisteme (mercantilesystem) teşebbüs etmemiş olan Hume’un siyasal denemelerinin merkantilizmle çok az bağlantısı vardır (Norton v e Taylor, 2009: 382). Antik toplumlara nazaran modern toplumun üstünlüğünü kabul eden Hume, kişisel özgürlük ve özel mülkiyet sistemlerinde rekabetçi pazar ve serbest özerkliği (otonomy) tasvip etmiştir (Sakamoto ve Tanaka, 2005: 105). Dönemindeki iyi bir ekonomi-  politik rejim türü olarak görülen merkantilizme alternatif olarak serbest ticaretin öncelendiği devlet ekonomisini tercih eder. Ona göre, savaş zamanlarında devletin gücüne ve  barış zamanlarında ise insanların mutluluk ve kolaylığını sağlayacak bir    serbest ticaret anlayışına gerek vardır (Cohen, 2011: 5). Fakat 1750’li yıllarda iç savaşlara, siyasî ve diplomatik güç dengesini kaybetmiş bir ülkeye şahit olan Hume’a göre, nizam ve insanların güvenliği serbest piyasadan daha önemlidir. Ülkesindeki açlık durumundan haberdar olan filozof, açlığın yayıldığı durumlarda hiçbir zaman serbest ticareti savunmamıştır (Emerson, 2008: 12-14). Yorumcuların çoğunun Hume’u liberal ve serbest ticaret ilkeleriyle merkantilist unsurların bileşimi ve serbest piyasa iktis at teorisinin savunucusu (Schmidt, 2003: 310) olarak görmesine rağmen O, salt olarak “bırakınız yapsınlar” iktisadî söylemin savunucusu değildir (McGee, 1989: 185). Nitekim Hume’un 18. yüzyıldaki serbest pazar liberalizmini desteklemesi 19. yüzyılda düzensiz endüstriyel kapitalizmini (unregulated  industrial capitalism 2 ) tamamen desteklemesi anlamına gelmez (Schmidt, 2003: 312). Hume’a   göre ahlakın ve siyasetin sorunlu hale gelmesinde etkin bir faktör olan kilise ya da din, iktisat kurumunun işlemesinde ve özgürleşmesinde de olumsuz faktördür. Ticaretin olduğu yerde özgürlüğün, refahın, bilim ve sanatların gelişeceğinin farkında olan Hume’un amacı doğrudan iktisadı geliştirmeye teşvik eden faktörleri tetikleyerek kilise ya da dinin etkisini ortadan kaldırmak değildir. Baskıcı dinî devletin bireyler üzerinde baskısı olsa da liberal iktisat anlayışı ve siyasal kurumlar muhtemel bu değerler  in altını oyar. Toplum piyasa ekonomisinin ve liberal siyasal kurumların getireceği yeni değerleri izler (Hardin, 2007: 198). Hume’a göre, toprak soyluların aksine endüstrinin babası ve insan ırkının en faydalısı olan tüccarlar, toprak soylularından veya köylülerden daha çok endüstriyi arzularlar ve daha ileri ticaret ve tüketimi canlandırmak isterler. 2 Ayn Rand gibi filozoflar düzensiz endüstriyel kavramıyla devlet ve kilisenin ayrıldığı gibi aynı sebep ve yollardan dolayı devlet ve ekonominin ayrılmasıyla meydana gelen düzensiz ve kontrolsüz serbest piyasa kapitalizmini kast eder (Rand, 1986: 109).
Related Search
Advertisements
Related Docs
View more...
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks